C) SİYASAL ÇABANIN PRENSİP VE İDEALLERİ

1) Hürriyetçi, demokratik- laik esas;
İnsanoğlunun dünyada görünüşünden bu güne kadar kendi elleriyle gerçekleştirdiği maddi ve manevi suni dünyanın gittikçe kendisini kendi eserine yabancılaştırdığı, tutsak kıldığı gerçeği,sanayileşmiş ve sanayileşmenin eşiğindeki tüm ülkelerde kabul edilen bir gerçektir.İnsanoğlu,fıtratından ve hayatın amacından kopmakta ve yeni bir paganizme doğru sürüklenmektedir. Hürriyet idealinin çağımızdaki anlamı şudur: İnsanoğlunun kendi fıtrat gayesinin takipçisi veya Tanrı’sının kulu haline getirerek hür kılmak esastır.İnsanoğlunun hürriyetini sınırlayan tüm maddi manevi engellerin demokratik ıslahat ile kaldırılması beşeriyetin bir ülküsüdür. Bu ülkü bu gün büyük bir güç haline gelmiştir.Bu ülkünün gerçekleştirilmesinden Türk kültürünün manevi, sosyal ve tarihi değerlerinin, hem Türk, hem de cihan hürriyetçi ülküsüne feyizli katkılarda bulunabilecek sönmez bir meşale olduğu kesindir. Kişiliğini ve mutluluğunu arayan insanoğlunun psişik, sosyal, ekonomik, engeller karşısında duraklaması ve hürriyetin yitirmesi tehlikesi melhuzdur. Hürriyet, gelişmenin manevi iklimini meydana getirir. Hürriyetler sadece ferdin mutluluğunun değil,aynı zamanda toplumsal gelişmenin ve ilerlemenin de hem ülküsü, hem de şartı durumundadır.Bu yüzden hürriyetçi ve demokratız. Hürriyet sadece toplum tarafından belirlenmiş yetki sınırları olarak ele alınamaz.Hürriyetin yaygın ve aktüel gerçek olmasının derecesi, toplum ve ferdin onları kullanım gücüne erişmesi ile orantılıdır.Diğer taraftan, hürriyetlerin sadece yetkilerden ibaret sanılması da yanlıştır.Çünkü sorumluluklar,yetkilerin ayrılmaz parçaları durumundadır. Türk kültür ve medeniyetinin dini müsamaha, ibadet, ayin ve cemaat hürriyetinin ışıkları, asırlarca Batı dini hayatını etkiledikten sonradır ki,Batı’da hümanist laik telakkinin tohumları filizlenebilmiştir.Hakkın ve hakikatin yorumunun bir zümrenin inhisarında kalmasına ve din adına bir diktatörlük (teokrasi) kurulmasına ve devamına insanlığın gelişmesi daha fazla katlanmazdı.Fikir, vicdan ve telkin hürriyetinin bir parçası olan dini düşünce, inanç,ibaret ve cemaat hürriyeti muhteremdir. Hiçbir ferdin hakkı ve Tanrı’yı arama hürriyeti engellenemez. Tanrı’ya inanma, ona kulluk etme, mümin için ulvi bir vecd ve yükseliştir. Dini görevlerin ifası ve din;hiçbir şekilde politik, şahsi ve maddi istismarların konusu yapılamaz.Dindarla ve din ile alay etme, düşmanlık etme hakkı, hiçbir kimse ve makama hiçbir mülahaza ile verilemez. Hümanist laik telakkinin manevi amacı,Atatürk’ün diliyle, dini hayata,politikanın günlük çabası dışında ve üstünde, dini hayatın mahiyetine uygun bir samimiyet ve ulviyet kazandırmaktır.Bu anlayışın,dini hayatın feyizli gelişmesinin başlangıcı olduğu gibi, milli sosyal-kültürel ve ekonomik gelişmenin temel şartını oluşturduğuna inanıyoruz. Başkalarının hak ve hürriyetlerini, kendi hak ve hürriyetlerimiz kadar muhterem saymayı, hürriyetçi telakkinin özü olarak görüyoruz.
2) Şahsiyetçilik- Milliyetçilik;
İnsanoğlunun tüm canlılardan ayıran, onu insan kalan, milli ve beşeri kültürün bereketli toprağında beslenip gelişen kültürün bereketli toprağında beslenip gelişen ve sürekli olarak onu var kılan manevi ve ruhi varlıktır.İnsanları birbirinden ayıran şahsiyetleri olduğu gibi, toplulukları birbirinden ayıran şahsiyetleri olduğu gibi, toplulukları birbirinden ayıran ve onları var kılan da milli şahsiyet, yani millet olmuştur.Ferdi şahsiyetle milli kimlik arasında çok yakın bir ilişkinin varlığı açıktır.Bu yüzden insan şahsiyeti gibi millet gerçeğini de muhterem saymaktayız .Ferdin gelişme hedefi ferdi şahsiyet olduğu gibi,insan topluluklarını bir yığın,bir sürü,bir kalabalık olmaktan çıkaran yükselişin hedefinin de millet olduğu açıktır.Binlerce yıllık bir gelişmenin insan ruhunun ve toplumun vicdanında derin kökleri bulunduğu inkar edilemez.