Bu tabiat ve tarih gelişimi derin, manalı ve kesin gerçektir, hayal değildir. İnsan ruhunu milli kimliklerinden soyutlamak,onu değersiz kılma veya yok sayma eğilimleri,eğer gerçekleşebilseydi, insanlar, insanlığın bütün erdemlerinden mahrum hale gelmiş bir vahşiler sürüsü haline süratle dönerlerdi.Tarihin değişimini yok sayan, onu tersine döndürmek anlamına gelen böylesi bir afetin;ferdiyetin ve insanlığın feci sükutunun başlangıcı olacağı açıktır. Milliyetçilik telakkimiz tarih, tabiat ve insanlığın bu muhteşem yükseliş amacının ifadesinden ibarettir. İnsancı, şahsiyetçi ve milliyetçiyiz. Ferdi, toplumun bir gölgesi sayan görüşlere itibar edilemeyeceği gibi, toplumu fertlerin bir yığınından ibaret gören görüşlere de itibar edilemez.Fert bir gerçek olduğu gibi, toplum da bağımsız bir gerçektir. Ferdin hiçbir şekilde inkar edilmez temel hürriyet ve hakları olduğu gibi, toplumun da hassasiyetle korunmaya değer kıymetleri , ülküleri ve menfaatleri vardır. Bu değerlerle,insan hak ve hürriyetleri arasında bir inkar değil, bir tekabül bahis konusudur.
3) Adalet;

Toplumları ayakta tutan, insan fıtratında ve vicdanında yaşayan ve insani ideallerin doruk noktasında bulunan prensip adalettir. Adaletin bulunmadığı bir toplum çökmeye mahkumdur. Adalet nerede varsa orada zafer, yüceliş, ilerleme ve birlik vardır. Adalet, her varlığa hakkını veren sürekli iradedir; ahengi,fonksiyonel ayırımı, taazzuvu dayanışma ve işbirliğini, sevgi ve saygıyı,birlik halinde ilerlemeyi ve gelişmeyi temin eden manevi sosyal temeli oluşturur.Bu yüzden adalet, sadece ferdi ve toplumsal bir ülkü değil, yaşanacak bir değerdir.Toplumun bütün hayat tarzlarına kişilerin tüm hayatına yön veren yüce bir ülküdür.Adaleti, tüm hayatımıza özellikle politik düşünce ve davranışa yön veren emperatif kural ve ilke olarak yürekten benimsiyor ve inanıyoruz.
4) Barış;
Barış,sadece bir amaç değil,aynı zamanda bir ilke, bir kabul ve bir hayat anlayışıdır. Fert bakımından bir doyum halidir. Tabiatla, hayatın yüce ülküsü ile ve kendisi ile uzlaşmasını, huzur, kurtuluş ve mutluluğu ifade eder. Toplum bakımından barış, toplumun bütün uzuvları ve değerleri arasında deruni ve yüce bir uzlaşma halidir. Barış, dünya ölçüsünde çok yakın bir hedef olmasa bile,Türk inkılabının büyük önderinin,mahalli barışın cihan barışı ile yakın ilişkisini ortaya koyan tezinin büyük isabetine inanıyoruz. Aynı şekilde barışçı birlik ve gelişmenin, cihan çapında da akisler uyandıracağından eminiz. Cihan çapında ve ülke içinde sürekli barış özleminin,Türk milletini adalet ve insani yüce ülkülerin kadir bir iradesi haline gelmeyen mecbur bıraktığı apaçık bir hakikattir.
5) Birlik;

Cihan sulhunun gereksiz, manasız ve vahşi bir şekilde ihlal edilmesine medeniyetlerin ve ülkelerin birbirleri ile savaşa mecbur bırakılmalarına, insanın yabancılaşmasına ve büyük bunalımlara sürüklenmesine rağmen; bütün insanların bir kökten geldiği sulh ve yardımlaşma içinde yaşamaya mecbur bir milletler ailesi olduğu hakikati asla inkar edilemez. Büyük Türk milletinin asırlar boyu sürdürdüğü insancıl politikanın ve dünyaya ve tarihe bakış açısının temeli bu gerçektir. Ferdin tabii birliği olan aileden başlayarak, millete ve milletler camiasına doğru uzanan birliklerin, insanları bir sürü haline getiren kozmopolit, insanları ve milletleri köleleştiren emperyalist birlik hayalleri karşısında Türk dünya bakış açısının ve Türk İnkılabı’nın hürriyetçi, şahsiyetçi, dayanışmacı, milliyetçi cihan telakkisini, sadece milli değil, aynı zamanda insani bir hakikat olarak ilan ediyoruz. Türk toplumunu, ferdiyet ve şahsiyetin temeli olan hilkatin baş döndürücü, zengin farklılaşması içinde, bu zengin farklılaşmayı serazat bir büyüme ikliminin esası olan hürriyet, demokrasi, adalet temelleri üzerinde milleti, devleti ve ülkesiyle sarsılmaz bir birlik halinde Türk kültür ve medeniyetinden ve Türk inkılabı’nın sönmeyen meşalesinden aldığı ilhamla, mutlu yarınlara ulaşmak hedefimizdir.