III. TEMEL SORU:

Türkiye’nin temel sosyal, siyasal, moral, teknolojik ve ekonomik problemlerini, bunların fert hayatına yansıyan sıkıntılarını tarihsel bir süreç içinde değerlendiriyor ve anıyoruz. Dünya kuvvet dengesini iki asra yakın bir zamandan beri kökten değiştiren tarihsel değişim, Türk toplumundan milli varlığını koruyup geliştirecek beşeri ve medeni sentezi talep etmektedir. Aksi halde, Türk toplumu milli ve manevi kimliğinden kayıplar vere bir etnografik kalıntı haline gelebilir. Bu kaybın kontrolsüz artışı sürerse, hiçbir tedbirin fayda vermeyeceği bir âna sürüklenebiliriz. Tarihsel ve medeni süreci, Türk insanı ve Türk milletinin varoluş ve geleceğini teminat altına alan bir gelişme süreci haline çevirmedikçe, ne ferdi ve ne de milli varoluşumuzun sağlıklı ortamını tesis edemeyiz.Ve gelişme çabalarımız istenen sonucu vermez. Özetle bir milli varoluş problemi ile karşı karşıya bulunduğumuz açıktır. Aynı açıklık içinde tüm temel sosyal, kültürel, ekonomik problemlerimizin başarılı çözümünü bir medeniyet sentezi başarısında görüyoruz. Gelişme dediğimiz müspet, insani ve ileri tarihsel değişim, Türk toplumunun insani ve bilimsel çözümlerine dayanmak mecburiyetindedir. Gelişme tarihsel sürecini hızlandırıp yönlendirecek esaslar, genel kültürel, manevi ve sosyo-ekonomik prensipler ve politikalar halinde aşağıda beyan edilmiştir.

IV. GELİŞMENİN GENEL ESASLARI:

A) GELİŞMENİN GENEL ŞARTI:

Parti, demokrasiyi, Türk milletinin tercih ettiği bir hayat üslubu olarak benimser, gelişmenin sağlıklı ortamının hürriyetçi demokrasi olduğu hakikatini beyan eder. Demokrasiyi kitlelere yaymayı, yönetime vatandaşın daha seri,daha müessir ve daha yaygın biçimde katılmasını ister. Bu amacını gerçekleştirecek ekonomik, sosyal siyasal ve kültürel tedbirleri almayı zaruri görür. Türk demokrasisini bütüncül, milli, ekonomik, sosyal etik ve kültürel demokrasi olarak geliştirmeyi zaruri telakki eder. Demokrasiyi,sadece vatandaşlara tanınan hak ve hürriyetlerden ibaret saymaz. Modern, insan hak ve hürriyetlerinin ve demokrasinin ileri hedeflerini gerçekleştirecek ıslahatı zaruri telakki eder. Tüm vatandaşların mutluluklarını arayabilmeleri, kendilerini ve ülkeyi yönetebilmeleri sadece bir hak konusu değil, aynı zamanda bir imkan ve sorumluluk konusudur. Yönetimin, ekonominin, eğitimin, çalışma hayatının safha safha demokratlaştırılmasını; demokrasiyi yaygınlaştıran, sürekli kılan sağlam ekonomik, sosyal, kültürel ve etik esaslara dayandıran geliştiren bir ıslahat hedefi olarak benimsiyoruz. Demokrasinin ahlaki ve felsefi bir temel kabule dayandığı, apaçık bir hakikattir. İnsana güven, saygı ve sorumluluk gibi ahlaki değerler, demokrasinin ahlaki temelini gösterir. En küçüğünden en büyük birimlerine varıncaya kadar yönetim ve yönetime katılmak, haklarına sahip çıkmak için; sürekli eğitim, insan, ülke ve dünya meseleleri ve çözüm yolları konusunda yaygın, ciddi, gerçekçi ve bilimsel enformasyon gereği; demokrasinin bir kültür olayı olduğunu gösterir. Ve sonuç olarak deriz ki; kültürel demokrasinin bir gerçekleştirimi olarak kabul edilmelidir. İnsan hak ve hürriyetlerinin bütün vatandaşlarımız için aktüel hürriyetler haline gelmesi, şüphesiz ki bir imkân meselesidir. Gelir dağılımındaki dengesizlik, fert başına düşen gayri safi mili hasılanın düşüklüğü, artan hayat pahalılığı, sosyal antogonizma ve nihayet ekonomik sosyal, siyasal alanlarda kuvvetler dengesini temelden bozan ve kamunun denetimini imkansız denecek ölçüde zorlaştıran değişimler, demokrasinin başlıca mesele ve engelleri durumundadır. Bu yüzden kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter demokrasiyi güçlendirmeyi, çalışma hayatı ve ekonomide tröstleşme temayüllerine karşı çıkmayı, kamunun denetimini yaygın ve müessir hale getirmeyi, demokrasinin kitlelere yayılmasının ve güçlenmesinin esas şartı saymaktayız.