Türkiye nüfus çoğunluğunun üretime, hem de prodüktif üretim alanlarına safha safha çekilerek, fert başına düşen gayri safi milli hasılanın artırılmasını, gelişmenin temel ölçüleri olarak kabul edilen üretim ve hizmet çeşitlerinin gelişmiş ülkeler standartlarına ulaştırılmasına zorunlu görüyoruz. Ücret, maaş, mahdut zırai, ticari ve sınai kazancın Türk toplumunun büyük ekseriyeti için sadece bir iktisadi zaaf değil, teşebbüs ruhunu zincirleyen, gelişmenin temel faktörü insanı gelişmenin her alanında durduran bir engel halinde bulunduğu açıktır. Bu tarihi, manevi, sosyal, kültürel ve politik gerilik amilini süratle bertaraf etmek mecburiyetindeyiz. Milletlerarası ekonomik ilişkiler açısından bakılınca dünya üretim ve ticaretinde pek düşük oranda yer işgal eden Türkiye gerçeği, sadece yukarıda işaret ettiğimiz hastalıkların esasını oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda Türk toplumunu giderek sanayileşmiş ülkelerin proletaryası haline dönüştürmek ciddi tehlikesi ile de karşı karşıya getiriyor. Bu tablonun değişmesi şarttır. Akılcı bir planlama ile vatandaş çoğunluğunu safha safha üretim ve ticaret alanına çekmek ve milli enerjiyi sabit bir gelire mahkum eden şartları değiştirmek mecburiyetindeyiz. Bu konuda devlet öncülük görevi üstlenmelidir. İç ve dış pazarlarla üretim birimlerimiz arasında verimli işbirliği, kalite ve üretim miktarını arttırırken, üretimin fuzuli alanlara kayması önlenecektir.
10) Sanayileşme hedefinden vazgeçilemez:
Modern, çağdaş ve gelişmiş toplum demek, maddi bakımdan sanayileşmiş bir toplum, manevi bakımdan çağdaş insanlık medeniyeti ile tarihsel ve milli kültürü sentezlemiş bir toplum demektir. Bu iki hedeften sapma anlamına gelen değişimleri, Türk toplumunun gelişme hamlelerini saptıran, yozlaştıran bir gayret olarak görüyoruz. Modern toplumlar, maddi kültür açısından, insanoğlunu göçebe toplum safhasından çıkaran tarım inkılabından binlerce yıl sonra ortaya çıkan endüstri inkılabının eseridir. Türk toplumu modern ve ileri bir toplum olmak için, endüstrileşmesini sağlamak mecburiyetindedir.
11) Gelişmenin temeli olan sosyal çevre:
Medeni hamlenin başarısı için sağlıklı köy ve şehirleşme bir zarurettir.Tüm tarih boyunca, medeni hamlelerin filizlendiği sosyal ortam site olmuştur. Canlı kültür alışverişlerinin ve sentezlerinin mümbit toprağı, tarih boyunca sitedir. Bu yüzden sağlıklı ve siteleşmiş şehir ve köy hedefimizdir. Çağdaş medeniyetin tüm imkanları ile donatılmış şehir ve köyler modernizasyon hamlesinin temeli olacaktır.
12) Gelişme iradesini sınırlayan engellerin bertaraf edilmesi:
Kalkınma iradesini sınırlayan, hedefinden saptıran eğitim, kültür haberleşme, çalışma, ekonomi vb. alanlarda tüm engellerin bertaraf edilmesi şarttır. Rasyonel, verimli, ısrarlı bir irade ve çabanın sonucundan başka bir şey olmayan gelişmenin manevi, ahlaki, sosyal ve maddi şartları ve temelleri süratle tesis edilecektir. Eğitim ve çalışma hayatı bu esaslara göre düzenlenecektir.
13) Toplumun üretim ve tüketimde demokratik organizasyonu:

Türk milletinin üretim ve tüketimde demokratik organizasyonu, sadece ekonomik değil aynı zamanda politik bir zarurettir de. Planlamada gerçekçilik ve verim, stabil para, istikrarlı fiyat, üretim artışı, tüketimde israfın önlenmesi ve genel tasarruf, Türk milletinin sadece üretimde değil tüketim alanında da demokratik organizasyonuna bağlıdır.

V. GELİŞMENİN KÜLTÜREL- MANEVİ ESASLARI VE POLİTİKALARI

A) GELİŞMENİN; MEDENİ İLERLEMENİN BİR FONKSİYONU OLARAK ELE ALINIŞI
1) Gelişme:
Medeni ilerlemenin bir fonksiyonudur Bir toplumun gelişmesi, o toplumda medeniyetin bütün icapları ile kökleşmesi ve yerleşmesi demektir. Gelişme, bir medeniyet olayı olarak kabul edilmedikçe gelişme gayretlerinin istenilen sonuçları vereceğine inanılamaz.
2) Medeniyetlerin farklı ve ortak özellikleri:

Bütün medeniyetlerin ve üstün kültürlerin müşterek özellikleri bulunmaktadır. Her medeni yükseliş hamlesi, bir dünya görüşüne, bir ahlak anlayışına dayanır. Ayrıt edici özellikleri bu sübjektif kabullerden oluşan medeniyet ve kültür işte bu yüzden farklılaşırlar.